şeker hastalığı ameliyatı

Obezite ve diyabet tip 2 Dünya üzerinde hızla yayılıyor. Bu konuda daha da ciddi bir tehlike çocuklar arasında da obezite artışının olmasıdır. Böyle olması problemin gittikçe artacağını düşündürmektedir. Obezitenin yaşam süresini kısaltıcı etkisi çok iyi bilinmektedir. Her yıl obezite nedeni ile ortalama 2.50 milyondan daha fazla insan ölmektedir. Bilim insanları obezite nedeni ile ortalama yaşam süresinin kadınlarda 9 yıl erkeklerde ise 12 yıl azalacağı düşünüyor.

Son 10 yıldan bu yana şeker hastalığı ameliyatı ile tedavi edilmesi, obezite tedavisinde de ek bir sonuç olarak kabul edilmektedir.

Bariatrik Cerrahinin Tip 2 Diyabet Üzerine İyileştirici Etkisi

Pek çok koşulda bariatrik cerrahi uygulaması, tip 2 diyabet hastalığı için efektif bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Daha net olarak belirtilecek olurda aslında diyabet halen bilinmeyeni çok olan bir hastalıktır. Bu nedenle de tıp bilimi camiası, bu hastalık konusunda kesin olarak kalıcı bir terapi uygulayabileceği iddiasında bulunamıyor. 

Bu tedavide asıl amaç diyabetin remisyon dönemine girmesini sağlamaktır. Tip 2 diyabet hastalığı remisyon dönemi denildiği zaman, vücutta kan şekerinin normal derecelerde seyretmesi ve diyabet ilacı kullanımına gerek olmaması kast edilmektedir. Kan şekerinin normal düzeye çekilmesi sonucu, şeker hastalığının yol açabileceği komplikasyonların ilerlemesinin de önüne geçilmiş olur. Bu durumda da vücudun şeker hastalığı nedeni ile uğradığı tahribatı onarma şansı olur. Daha basitçe anlatılacak olursa, remisyon hastanın an itibariyle iyileşmiş olması ve hastalığın tekrar ortaya çıkmasına sebep olacak faktörler ortaya çıkmadıkça da hep iyi kalacağıdır.

Şeker Hastalığı Ameliyatı

İşte tam da bu aşamada şeker hastalığı ameliyatının etkili olup olmadığı sorusu ortaya çıkar. Evet, bariatrik cerrahi tip 2 diyabetin remisyon dönemine girmesine yol açar.

Hastanın önemli derecede malabsorbsiyona girmeden, şeker hastalığı üzerinde fonksiyonel etkide bulunabilen 2 ana cerrahi seçenek bulunuyor. Bu seçenekler şunlardır:

  • Transit bir partisyon 
  • İlea transpozisyondur.

Her iki cerrahi yöntemin uygulanmasında da amaç şudur:

  • Kan şekeri düzeylerinin optimize edilmesi, 
  • Kalori alımının azaltılması, 
  • Gastrik dilatasyonun önlenmesidir..

Bu amaçla yapılan tıbbi işlemler kol gastroktemi (sleeve gastroktemisi) ile birlikte laparaskopik yöntemin uygulanması prensibine dayanır. Bariatrik ve metabolik cerrahinin halen gelişmekte aşamasında olan yöntemler olduğu ve konu ile ilgili yeni yöntemlerin araştırılmasına devam edildiği de bilinmesi gereken gerçekler arasında yer almaktadır.

Hangi Aşamada Şeker Hastalığı Ameliyatı Önerilmektedir

Tip 2 diyabet hastalığından orta ve büyük boydaki kan damarlarını hasar görmeye başlaması hasatlığın teşhis edilmesinden çok daha önceye dayanmaktadır. Tıp otoriteleri bu belirtilerin hastalık tansı konulmadan 2 ya da 3 yıl önce başladığın düşünmektedirler.

Yani şeker hastalığı teşhisi konulduğu zaman hasta kendisinde daha önceden oluşmaya başlamış bir damar hasarı olduğunu kabul edebilir. Bu aşamada iyi olan nokta tip 2 diyabetin genelde akut seyretmemesi, ılımlı bir ve sistematik bir seyir takip etmesidir. Komplikasyonların pek çoğu uzun yıllar içinde yavaş yavaş ve sessizce meydana çıkar ve yine yavaş yavaş sessizce ilerler. Hatta bu nedenle  bahse konu hastalık ‘’sinsi’’ bir hastalık olarak da tanımlanmaktadır.

Şeker Hastaları Ne Zaman Tedavi Olma İhtiyacı Duyar?

Tip 2 diyabet hastaları incelendiğinde hastanın vücudunda bulunan insülin rezervinin yaklaşık 10 ila 12 yıl içinde tükendiği bu zamandan sonra da organlarda hasar oluşmaya başladığı görülür. İşte hastaların tedaviye ihtiyaç duyarak doktora geldiği aşama bu dönemdir. 

Bu aşamada bir başka önemli konu hastaların çoğunun cerrahi yöntemi tercih etmemesidir. Yani hastanın cerrahi müdahale ile tedaviye olumlu bakması için ya şeker hastalığını ilaçlar ile kontrol edememeli ya da organlarda hasar belirtileri ortay çıkmış olmalıdır. Oysa ki şeker hastalığı ameliyatı organ hasarı olmadan ya da insülin rezervleri tükenmeden önce yapılırsa elde edilen sonuçlar çok daha efektif olacaktır.

Hastalar bu yönteme olumlu bakmasalar da, şeker hastalığının ameliyatla tedavisi sonucu, hastaların % 90’ından fazlasında en az 10 yıl boyunca şeker hastalığının kontrolü sağlanabilmektedir.

Şeker Hastalığının Ameliyat İle Tedavisi İlk kez Ne zaman Yapıldı?

Şeker hastalığının ameliyat ile tedavi edilmeye başlandığı ilk ülke Brezilyadır. Tedavi ilk kez 1999 yılında Brezilyalı Operatör Doktor Aureo De Paula tarafından yapıldı. Günümüze bu tedavi yöntemi ile şeker hastalığı ve diğer metabolik sendrom bileşenleri % 90 oranında kontrol altına alınabilmektedir.

Şeker Hastalığı Ameliyatı Süreci

Bahse konu ameliyat laparoskopik olarak gerçekleştirilir. Yani açık ameliyat yapılmaz. Bu nedenle de daha az riskli ameliyatlar arasında yer alır. Hastanın karnı üzerinde boydan boya bir yarık açılmaz.  Bunun yerine küçük kesikler atılarak işlem hayata geçirilir. Şeker hastalığı ameliyatı  teknik açıdan çok zor bir ameliyattır. Bu nedenle konuyu uygulayacak cerrahın hem çok ciddi olarak bu eğitimi almış olması hem de teknik açıdan yetenekli olması gereklidir. 

Ameliyattan sonra birkaç saat geçtiğinde hasta su içebilir.  3-4 Gün boyunca yalnızca sıvı yiyecekler  tüketilmelidir. Daha sonra ise yumuşak, sindirimi kolay sebzeler yenilmeye başlanır. Ameliyatın üzerinden 6 geçtikten sonra hastalar istedikleri her şeyi yiyebilir.

Ameliyatın Yan Etkileri Nelerdir?

Şeker hastalığı ameliyatı yan etkileri 2 ana başlıkta incelenebilir. Bu başlıklar şunlardır:

  • Erken aşamada görülen problemler. 
  • Daha ilerideki yıllarda oluşabilecek problemlerdir.

Her ameliyat için olduğu gibi bu ameliyatta da belli riskler vardır. Bu komplikasyonlar şunlar olabilir.

  • Kanama 
  • Enfeksiyon,
  • Sızıntı,
  • Narkoz problemleridir.

Bu nedenle işlemin yapılacağı hastane ortamı seçiminde çok dikkatli ve titiz olunmalıdır.  Ayrıca daha önce sözü edildiği gibi işlemi yapması planlanan cerrahın konuda yeteri kadar deneyimi, bilgisi ve becerisi olmalıdır.

Uzun dönemde yaşanabilecek sorunlar şunlar olabilir:

  • Fıtık, kesi çizgilerinde fıtık gelişme riski vardır
  • Safra kesesinde taş oluşabilir.  Eğer cerrah yeteri kadar tecrübeli, bilgili ve beceri sahibi ise  ameliyat sırasında oluşan herhangi bir ödem ya da yapışmayı gözlediğinde doğrudan safra kesesini de çıkartır. Böyle bu risk de bertaraf edilmiş olur.

Ameliyat Sonrası Hastanın Takip Edilmesi

Şeker hastalığı ameliyatından sonra hastanı doktoru tarafından takip edilmesi gereklidir. Ameliyatı takip eden ilk 3 ila 4 hafta vücudun değişikliklere uyum sağlamaya çalıştığı dönemdir. Alışma döneminde hastanın kan şekeri ve kan basıncında çeşitli dalgalanmalar olabilir. Bu da hastanın yorgun ve huzursuz olmasına sebep olur. Burada en önemli konu hastayı takip eden doktorun çeşitli işaretlere karşı uyanık olması ve sürecin bireysel faktörler göre değişebileceğinin bilincinde olmasıdır.  Söz gelimi erkek hastalar kadınlar göre daha hızlı iyileşme sağlarlar. Aynı şekilde yaşı genç olan hastaların toparlanma hızı yaşlı hastalardan daha çabuktur.

Ameliyatın üzerinden 2 ila 2.50 ay geçtikten sonra hastanın uykusu düzene girer, enerjisinde artış olur. Sabahları zinde kalkılır. Bu dönemde hastanın doktoru tarafından kontrol edilen yaşam faktörleri şunlardır:

Hastanın hiçbir şekilde aç ya da susuz kalmaması konusunda bilgilendirilmesi,

Hastanın ilave ilaçlar ya da vitaminler almaktan kaçınmasının önerilmesi,

Hastanın düzenli olarak her gün 15 ila 20 dakika kadar yürüyüş yapmasının gerekli olduğunun anlatılmasıdır. Bunların yanı sıra şeker hastalığı ameliyatı yapılan hastanede günlük, haftalık ve aylık takip programlarının da uygulanması gereklidir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir